
transcript
show notes
Efsaneye göre, şirkete yeni başlayan hevesli bir stajyer, ofisin sadece en stresli anlarda kağıt sıkıştırmakla ün salmış huysuz fotokopi makinesinin ruhunu yatıştırmak için ona her sabah taze çekilmiş kahve koklatırmış. Bir gün, genel müdürün çok acil yönetim kurulu sunumu için makine yine inat edip arıza ışığını yaktığında, stajyer paniklemek yerine usulca makinenin yanına gidip kapağını okşamış ve fısıldayarak "Biliyorum, sen de en az bizim kadar yoruldun" demiş. O an mucizevi bir şekilde makine tıkırdayarak çalışmaya başlamış ve kusursuz kopyalar peş peşe dökülmüş; o günden sonra ofisteki en kıdemli yöneticiler bile teknolojik krizlerde IT departmanını aramak yerine önce cihazların halini hatırını sormayı öğrenmiş ve stajyerin bıraktığı bu şefkatli mirası dilden dile anlatılan bir kurumsal geleneğe dönüştürmüş.
Sonraki yıllarda o stajyerin birbirinin omuzlarına çıkmış üç Arap cüce olduğunu anlamışlar. Yaptıkları denyoluğu nesilden nesile anlatmamak için sözleşmişler.
Learn more about your ad choices. Visit megaphone.fm/adchoices